canım kızım uyuma şekli bile değişik okadar çabuk büyüyorki 1 ay önceki tuğçe ile çok farklı hergün birşeyler ögreniyor yeni kelimeler konuşuyor benim kızım artık bebeklikten çıktı kocaman kız oldu şaka gibi daha dün doğdu 17 ayı bitti seni çok seviyorum tuğçem....
Utanirim, Utanirim fikaraliktan, Ele, gune karsi ciplak... Usur fidelerim, Harmanim kesat. Kardesligin, calismanin, Beraberligin, Atom gullerinin katmer actigi, Sairlerin, bilginlerin dunyalarinda, Kalmisim bir basima, Bir basima ve uzak. Biliyor musun ?
Binlerce yil sagilmisim, Korkunc atlilariyla parcalamislar Nazli, seher-sabah uykularimi Hukumdarlar, saldirganlar, haydutlar, Harac salmislar ustume. Ne Iskender takmisim, Ne sah ne sultan Gocup gitmisler, golgesiz ! Selam etmisim dostuma Ve dayatmisim... Goruyor musun ?
Nasil severim bir bilsen. Koroglu'yu, Karayilan'i, Mechul Asker'i... Sonra Pir Sultan'i ve Bedrettin'i. Sonra kalem yazmaz, Bir nice sevda... Bir bilsen, Onlar beni nasil severdi. Bir bilsen, Urfa'da kursun atani Minareden, barikattan, Selvi dalindan, Olume nasil gulerdi. Bilmeni mutlak isterim, Duyuyor musun ?
Oyle yikma kendini, Oyle mahzun, oyle garip... Nerede olursan ol, Icerde, disarda, derste, sirada, Yuru ustune ustune, Tukur yuzune celladin, Firsatcinin, fesatcinin, hayinin... Dayan kitap ile Dayan is ile. Tirnak ile, dis ile, Umut ile, sevda ile, dus ile Dayan rusva etme beni.
Gor, nasil yaratilirim, Namuslu, genc ellerinle. Kizlarim, Ogullarim var gelecekte, Herbiri vazgecilmez cihan parcasi. Kac bin yillik hasretimin koncasi, Gozlerinden, Gozlerinden operim, Bir umudum sende, Anliyor musun ?
Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'ta dır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir. Bakan, makamında çalışmaktadır.Kapı çalınır. Bakanın gür sesi: 'Giriniz!' ATATÜRK'ün Yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. Konuklara yer gösterir ve zarfı acar. ATATÜRK'TEN gelen bir mektuptur bu: 'Bay Abidin OZMEN, Milli Eğitim Bakanı...'
Abidin OZMEN zarfı özenle acar ve mektubu dikkatle okur:
'Yaver Bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın... '
Bu, ATATÜRK'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan OZMEN, Orta öğretim Genel Müdürü'nü çağırtır ve şu direktifi verir:'Yaver Bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının 'Veli ve ödeyen hanesine ATATÜRK'üN ismini yazdırarak bana getiriniz. ' der.Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin OZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey'le ATATÜRK'E yollar. Mektubun içeriği şöyle:
'Muhterem ATATÜRK,
Yaver bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım.
Ancak, arkasında veli olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı ATATURK gibi biri bulunduğu için; bu iki çocuğu 'fakir ve kimsesiz' olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi.
Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum...'
ATATÜRK bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü'ye telefon ederek: 'Bak Senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı!' diyerek
olayı anlatmış, İnönü de, Bakan'ı adına özür dilemiş.
ATATÜRK ise 'Yok' demiş, 'özür dileme'; 'onun için anlatmadım bu olayı sana; tersine çok memnun oldum.
Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse...'
Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan Bakanın yeğeni yüksek mimar H.Rahmi ÖZMEN 15.08.1985 günü bu mektubu gazeteci yazar Vahap Okay'a iletir. O da 15.09.1985 te gazetesinde yayımlar.
İnsanların sürekli yaşadıkları yere çevre denir. Dağlar, ovalar,
çayırlar, ormanlar, göller, denizler, ırmaklar, doğal çevreyi
oluşturur.
Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç'in Stockholm
kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı. Bu toplantıda çevre
sorunları ele alındı. Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları
aradılar. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre
Günü olması kararlaştırıldı. Her yıl Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak
değerlendirilir.
Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında Türkiye Çevre Sorunları Vakfı,
daha sonra Çevre Müsteşarlığı kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre
Müsteşarlığı 5-11 Haziran tarihleri arasını Çevre Koruma Haftası olarak
kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin
korunması gereği öğretilir. Hafta boyunca radyo ve televizyonda halka çevre
kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır.
Gazete ve dergilerde doğal çevrenin korunmasına ilişkin yazılara yer
verilir.
Doğal çevrenin kirlenmesi bütün ülkelerin ortak sorunudur. Çevre
kirlenmesi hepimizin günlük yaşayışını etkileyen bir olaydır. Uygarlığın
gelişmesi, endüstrileşme sonucu fabrikalarda insan gücüne gereksinme arttı.
Kırlarda, köylerde, doğal çevrede yaşayan insanlar kentlere göçtü. Kent nüfusu
önemli ölçüde çoğaldı. Kentlerde nüfusun artışı ve endüstrileşme ile birlikte
çevre sorunları ortaya çıktı. Bu sorunun en önemlisi çevre
kirlenmesidir.
Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak
kirlenmesidir.
Su
kirlenmesi ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur. Kirli sularda
avlanan balık ve öteki deniz ürünlerini yemeyelim. Böyle sularda
yüzmeyelim.
Hava
kirliliği daha çok yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu ortaya çıkar.
Kirli hava solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları
hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere
bile sebep olur.
Toprak
kirlenmesi; çeşitli ilaç ve gübrelerle toprağın tarıma elverişsiz duruma
gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübre çeşidini ziraat
mühendislerine, teknisyenlerine sormalıdır. Hangi gübrenin hangi cins
topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana
danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalı. Toprak kirlenmesi toprağın verimini
azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır.
Bugün pek çok ilimiz çevre sorunları ile karşı karşıyadır. Örneğin
Ankara'da hava, İstanbul'da su. Mersin ve Adana'da toprak kirlenmesi birer çevre
sorunudur.
DOĞAL
ÇEVRENİN KORUNMASİ
İÇİN ALINACAK ÖNLEMLER
Doğal çevrenin
korunması : Bu konuda alınabilecek belli başlı önlemler
şunlardır:
Akar ve
durgun sular, insan ve hayvan artıkları ile
kirletilmemeli,
Biriken
çöpler hemen kaldırılmalı,
Zararlı
hayvanların, böceklerin özellikle, karasinek ve sivrisineklerin üreyip
çoğalmaları engellenmeli,
Kanalizasyon borularındaki patlamalar hemen ilgililere
bildirilmeli.
Yakıtların
tam yakılması sağlanmalıdır. Böylece hem enerji kaybı, hem de hava kirliliği
önlenmiş olur.
Doğal çevrenin kirletilmesi yasalarımıza göre suçtur. Bu suçu
işleyenlere para ve hapis cezaları verilir.
Doğal
çevre bizim çevremizdir. Biz doğayı korudukça doğa da bizleri korur. Havaya,
suya, toprağa karışan kimyasal artıklar doğayı etkiliyor. Bu artıkların
çoğalması insan sağlığını bozuyor. Kısaca çevre sorunları, sağlımızla yakından
ilgili bir konudur.
Bulunduğumuz
yeri kirletmeyelim. Doğal çevrenin güzelliklerini korumak hepimizin görevidir.
Bu konuda girişilen çalışma ve çabalara katılalım. Soluduğumuz havanın,
içtiğimiz ve kullandığımız suların, bulunduğumuz yerin temiz olmasını
istiyorsak çevre kirlenmesine engel olalım. Sağlımıza uygun bir çevrede yaşamak
için doğal çevremizi koruyalım.
KONUŞMA
Sevgili Arkadaşlar!
1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler
Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak
kabul edildi. Haziran ayının ikinci haftası ile başlayan haftayı, okullarımızda
Çevre Koruma Haftası olarak kutlamaktayız.
Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının
artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre
kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Ölümlere
neden olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliği sonucunda
olmaktadır. Balıklar, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında
gelir.
Sanayi atıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan dumanlar, petrol
ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler, çevre kirlenmesine
sebep olan en önemli etkenlerdendir.
Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da
tanımlayabiliriz. Doğanın korunmasını ve tahribatının engellenmesi zorunludur.
Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek,
yeşil alanları ve hayvanları koruyup çoğaltmak gerekir. Bilinçsizce sağa sola
attığımız plastik ürünlerin doğada 400 yıl kadar çürümeden kalabildiğini
söylersek, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin boyutlarını biraz olsun
anlayabiliriz. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri
mutlaka yapmalıyız.
Hepinize güzel ve temiz bir çevrede, mutlu ve sağlıklı bir ömür
dilerim
Sütün faydalarını öğretmek, süt içme alışkanlığının kazandırılması ve süt tüketiminin artırılmasını sağlamak amacıyla, Uluslararası Sütçülük Federasyonu'nun 1956 yılında aldığı bir karar gereğince, 21 Mayıs günü, Federasyon'a üye tüm ülkelerde Dünya Süt Günü olarak kutlanıyor.
Bugün anneler günü... Bu benim ikinci annler günüm kızımla beraber...İyiki anneyim...
Benim annem doğurmakla anneliğin bitmediğini ölene kadar devam ettiğini her seferinde gösterdi. Hiç karşılıksız 7 aydır evinden ,eşinden, dostundan uzak benim kızıma bakmak için yanımızda kalıyor biliyorum çok sıkılıyor ama sesini çıkarmıyor iyiki varsın annem... Anneler günün kutlu olsun...Anneler günümüz kutlu olsun....